Profile bak

Gözden Kaçmasın #16

Tevfik Uyar
Tevfik Uyar
Bir cumartesi sabahından daha sizlere merhaba. Sosyal medyada neredeyse “hiç” diyebileceğim kadar az vakit geçirdiğim bir hafta oldu. Tatil ve dinlenme moduna geçtiğim zaman vicdanımı ve mantığımı kanatan şeylere şahit olmak istemediğimden elim -gerçekten de- pek telefona gitmiyor. Herhalde bu hafta en çok bu bülteni hazırlamak için dünya ile bağlantı kurmuş olabilirim… Ama aşağıda sizlerle paylaştığım haberler yeni şeyler öğrenmemi sağlayarak beni hem heyecanlandırdı hem de mutlu etti (belki biri biraz üzmüştür). Umarım bu mutluluğu sizlerle de paylaşabilmişimdir.
Bu arada bu bülten hakkında bana daha açıklamalı geri bildirim sunabileceğiniz form hala açık.
Herkese iyi haftalar diliyorum.

Birkaç haber
Erkekler neden erken ölüyor?
Herhalde herkesin malumudur: Erkeklerde ortalama ömür beklentisi kadınlardan 5 yıl daha kısa. Yeni bir araştırmaya göre bunun muhtemel nedeni, erkeklerde yaşlanmayla birlikte Y kromozomunun kaybolması olabilirmiş!
Benim de sizlere bu haberi hazırlarken -hayretle- öğrendiğim bir gerçek var ki, aslında 1960'lardan beri biliniyormuş: Erkekler yaşlandıkça Y kromozomunu yitiriyor. Gerçekten yitiriyor! Yani kopyalanan her yeni hücreden bazıları bölündüğü hücreden Y kromozomunun kopyasını alamıyor. Bu durum kimi erkeklerde olan bir durum değil. 70'li yaşlardaki erkeklerde yapılan bir incelemede, beyaz kan hücrelerinin neredeyse %40'ının Y koromozomundan yoksun olduğu, hatta 90'lı yaşlara gelince bu oranın %57'lere vardığı rahatlıkla görülebiliyormuş. Üstelik bazı erkeklerde bu oranlar çok daha yüksek.
Ama haberimiz bu değil… Haber, Y kromozomu eksikliğinin sağlığa olan direkt etkisinin ilk kez ölçülmesiyle ve kimi bilim insanlarına göre “bugüne kadar elde edilen en sağlam kanıt” ile ilgili.
Science'ta yayımlanan bir araştırma, Y kromozomu çıkarılmış farelerle hiçbir müdahalede bulunulmayan fareleri karşılaştırmış ve eksik kromozomlu farelerin daha erken öldüklerini ortaya koymuş. Erken ölen farelerin sağlık durumları incelendiğinde Y kromozomu eksikliğinin bilhassa kalp sağlığını etkilediği, kalp işlevlerinde azalmaya yol açtığı ve bir takım kalp hastalıklarına yol açtığı net olarak anlaşılmış.
Bilgisayarla Alzheimer Hastalığı Tanısı
Boston Üniversitesi'nden bir ekip, sadece hastalarla yapılan nöropsikolojik testlerin ses kayıtlarına bakarak Alzheimer Hastalığı tanısı koyabilen bir yapay zeka geliştirmişler. Geliştirilen sistem sadece Alzheimer'ı değil, “bellek, dil, düşünme ve yargılama gibi bilişsel işlevlerdeki performansın kişinin yaşından beklenenin altında olması” (Kaynak: psikolojisozlugu.com) olarak tanımlanan Hafif Kognitif Bozukluğu da ayırt edebiliyor.
Hem sessel niteliklerin hem de diyalogların veri olarak kullanıldığı araştırmada ilginç bazı sonuçlar da ortaya çıkmış. Örneğin kişilerin nöropsikolojik testlerde ne söylediklerinin (yani konuşma içeriğinin), ne kadar akıcı konuştuklarından ya da kullandıkları tonlama gibi özelliklerden daha önemli olduğu anlaşılmış. Bu biraz beklenenin aksine bir sonuç gibi görünüyor, zira -en azından ben- demans dendiğinde aklıma daha çok konuşma zorluğu geliyor.
Yapay zeka araştırmalarında sıklıkla yapıldığı üzere “hangi öznitelikler daha önemli?” sorusunun yanıtına da aranmış. Bu sayede bu testlerden bazılarının, mesela kişilere bir resim gösterip “gördüğünüz resmi tek kelimeyle tarif edin” denilen Boston İsimlendirme Testinin, diğerlerine göre daha çok belirleyici olduğu anlaşılmış.
Nitekim araştırmacılar öne çıkan testlerin kullanımıyla erken tanı koymanın kolaylaşacağını, diğer testlere geçip geçmeme kararının buna göre verilebileceğini düşünüyor. Ayrıca bu yapay zekayı kullanan bir araç geliştirilmesi halinde, yüzyüze görüşme gerçekleştirmeden, tamamıyla uzaktan tanı koymanın mümkün hale gelebileceğini öne sürüyorlar.
Uyurken işitiyoruz ama duymuyoruz
“Bakmakla görmek farklı şeylerdir” deyimini çok severim. Dışarıdaki görsel uyartıların retinamıza düştüğünü ancak beynimizin bu uyartıları işlemediğini, daha doğrusu bilinç ve dikkatimize erişmediğini çok güzel anlatıyor. Bu haberi okuyunca aynısının işitme muadilini türetmeye çalıştım… Herhalde başlık bu bakımdan açıklayıcı olmuştur.
Tel Aviv Üniversitesi'ndeki bir araştırma, uyurken dışarıdaki sesleri gayet iyi işittiğimizi ancak bunu bilinçli deneyim seviyesinde işlemediğimizi ortaya koymuş. Yani beynimiz, gelen sesleri gayet iyi alıyor, hatta analiz de ediyor ama bu seslere odaklanacak ya da bu sesleri tanıyacak süreç işletilmiyor. Araştırmada beynin derinlerine yerleştirilen implantlar kullanıldığından ve nöron seviyesinde inceleme yapıldığından sonuçlar epey güvenilir. Normalde sırf deney için insan deneklerin beynine implant yerleştirmek gibi bir uygulama yok ama bu çalışma epilepsi rahatsızlığı nedeniyle implant taktırmayı kabul eden hastaların ilave araştırmalara verdikleri rıza yoluyla gerçekleştirilmiş.
Paylaşmasam olmaz
JWST Görüntüsündeki bir galaksinin spektrometrik analizi
JWST Görüntüsündeki bir galaksinin spektrometrik analizi
Fizik Evrenin Her Yerinde Aynı
James Webb uzay teleskobunun çektiği net görüntü herkesi heyecanlandırdı ama Webb'i böylesine önemli kılan donanımlarından biri de üzerinde taşıdığı yakın kızılötesi spektroskop (Near InfraRed Spectrograph - NIRSpec). Bu esntrüman 0.6 mikron ila 5 mikron dalgaboyları arasındaki ışığın spektrometrik analizini yapabiliyor. Spektrometrik analiz, incelenen nesne hakkında pek çok bilgi verebiliyor ama verdiği en önemli bilgi incelenen nesnenin kimyasal kompozisyonu.
Özetlemek gerekirse her molekül ışığın belli dalgaboylarını soğuruyor/yayıyor. Böylece herhangi bir nesneden gelen ışığı spektroskopik analize tabii tuttuğunuzda hangi dalgaboy aralığının soğurulduğuna bakarak ışık kaynağının (ya da ışığın içinden geçerek geldiği ortamın) kimyasal yapısı hakkında bilgi sahibi olabiliyorsunuz. İşte yukarıdaki resim de 13.1 milyar ışık yılı uzaklıktaki bir galaksiden gelen ışığın spektrografisi. Elbette o galaksiden gelen ışıkta pek çok maddenin ayak izi var ama belli dalga boylarında ortaya çıkan pikler bize hangi maddelerden bolca olduğunu anlatıyor.
Hidrojen, Neon ve Demir'in görünür ışık spektrumundaki ayakizleri
Hidrojen, Neon ve Demir'in görünür ışık spektrumundaki ayakizleri
Burada bana büyüleyici gelen şeylerden ilki; astronominin doğası ve işleyişi: Astronomi, evren hakkındaki bütün bilgiyi ışıktan çıkarıyor! Astronomlar milyonlarca ve hatta milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki yıldızlar, bulutsular, galaksiler hakkında muazzam çıkarımlar yapabiliyorlar ama bunu sadece ve sadece dünyamıza kadar gelen ışık aracılığıyla gerçekleştirebiliyorlar. Bu inanılmaz!
İkincisi de, evrenin işleyişinin her noktada (en azından maddelerin bildiğimiz doğasıyla ilgili olan) aynı olması. Evimizde soluduğumuz oksijenin spektrografisi nasılsa, 13.1 milyar ışık yılı uzaklıktaki bir galaksininki de öyle. Evrenin uzak köşelerinde farklı bir kimya ve fizik ortaya çıkmıyor. Ya da “bizim buraların oksijeni” diye bir şey yok! İşte oksijen, nerede ölçerseniz ölçün, ışığın aynı dalga boylarında ışığı yayıyor; ya da başka bir deyişle ışığa aynı imzayı atıyor.
Bu arada… NIRSpec, eş zamanlı olarak 100 nesnenin analizini yapabiliyor ve bugüne dek uzaya gönderilmiş olan araçlardan, eş zamanlı inceleme kabiliyeti olan ilk araç. NIRSpec nasıl bir cihaz derseniz şu Flickr adresinde imalat ve test süreçleriyle ilgili bir fotoğraf galerisi var.
Ayrıca spektroskopi hakkında daha detaylı bilgiler için şu sayfayı ziyaret edebilirsiniz.
Son dakika eklemesi:
Bülteni göndermeye 7 saat kala bir ekleme: Bu Tweet'te Ötegezegen Wasp-96 b'nin atmosferinden gelen ışığın spektrometrik analizi var. Artık Wasp-96 b'de su olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz!
Her yıla bir şarkı
1951-2021 zaman dilimindeki her yıl için bir rock şarkısını derlemiş bir Youtube videosuna rastladım. Video açıklamasında şarkı listesi de bulunuyor. Türün sevenleri için kısa ama keyifli bir yolculuk ama keşke şarkı kesitlerini bu kadar kısa tutmasalarmış.
One Rock Song From Every Year The Last 70 Years (1951-2021)
One Rock Song From Every Year The Last 70 Years (1951-2021)
Sussam gönül razı değil
Girişte de söylediğim gibi, bayram tatilinde asabımı bozacak şeyler görmemek için sosyal medyaya ara verdiğimden bu hafta “sussam gönül razı değil” diyecek içeriğe rastlamadım diyelim :) Kısmetse (:P) haftaya.
Devamı...
Bir haftayı daha geride bıraktık! Yenisi yayımlandığı zaman bu bülteni e-posta olarak almak isterseniz şu formu kullanarak abone olabilirsiniz.
Elbette sevdikleriniz de okusun istiyorsanız, onlara da aynı tavsiyede bulunabilir ya da bu bülteni -e-posta ile aldıysanız- onlara iletebilirsiniz.
Hepinize iyi haftalar diliyorum.
Bu konuyu sevdin mi? Evet Hayır
Tevfik Uyar
Tevfik Uyar @tevfik_uyar

Bilim(+kurgu) Yazarı & Bilimsel Şüpheci, PhD. @HBT_Dergi @Yalansavar / @AcikBilim.

Abonelikten çıkmak için buraya tıkla.
Bu bülteni yönlendirirseniz ve beğenirseniz, abone olabilirsiniz: buraya.
Created with Revue by Twitter.
Istanbul