Profile bak

Gözden Kaçmasın #17

Tevfik Uyar
Tevfik Uyar
Herkese yeni bir haftadan merhaba! Hafta boyunca aldığım notları sizlerle paylaşmaya devam ediyorum ve bu işe başlayalı 17 hafta geçmiş bile!
Bültenlerde standart bir uzunluk tutturamadığımın farkındayım ama kendim ne kadar not alıyorsam, bülten de o kadar uzun veya kısa olabiliyor :)
Bu arada aşağıdaki haberlerden birinin kaygı verici olduğunu şimdiden söyleyeyim…
Herkese iyi haftalar.

Birkaç haber
NWA 7034
NWA 7034
Mars'ta “Nokta Atışı” Tespit
5 milyon yıl önce Dünya'ya düşen ve Mars'tan koptuğu bilinen bir meteoritin Mars'tan koptuğu yer, bir süper bilgisayar kullanılarak tespit edilmiş. 2011 yılında Sahra Çölü'nde bulunan ve NWA 7034 adı verilen meteoritin özelliği jeologların breş dediği tortul yapıya sahip olan bilinen tek Mars taşı olması. Ayrıca daha önceki araştırmalara göre meteorit Mars'tan 2.1 milyar yıl önce, Mars'ın yavaş yavaş ölmeye başladığı zamanda kopmuş. Hatta Meteorit 4.4 milyar yıllık bileşenler içeriyor ve daha önce meteorit üzerinde yapılan incelemelerden yola çıkılarak Mars'ta suyun 4.4 milyar yıl önceden beri var olduğu sonucuna ulaşılabiliyor… Kısacası meteorit öyle özel ki, kendisinin Mars'taki konumunu bilmenin Mars'ın tarihi hakkında daha pek çok bilgi sağlayacağına inanılıyor.
Nitekim… Araştırmacıların 90 milyon yüksek çözünürlüklü Mars görüntüsünü süper bilgisayar ve yapay zeka yardımıyla tarayarak tespit ettiği, yüksek derişimde potasyum ve toryum içeren, ileri derecede manyetize olmuş Mars taşının adresi: Karratha krateri.
Ağaçkakanların kafatası “kask” değil “çekiç” gibi.
Bugüne dek ağaçkakanların kafatasının bir kask gibi olduğu ve beyni darbelere karşı bir soğurma mekanizması ile koruduğu tahmin edilirken Belçikalı araştırmacılar bu hipotezi çürütmüşler. Ağaçkakan videolarını inceleyerek ağaçkakanların biyomekanik modelini çıkaran ekip, herhangi bir darbe emme mekanizmasının olmadığını hatta eğer öyle olsaydı ağaçkakanların ağaç oyma becerilerini ciddi miktarda düşebileceğini tespit etmişler… Yani ağaç kakan kafatası ve beyni, yapısal olarak tüm o şiddetli şoklara dayanabilecek kadar sağlam ve sağlam bir çekiçle aynı özellikleri gösteriyor. Ekip lideri Van Wassenbergh, hala belgesellerde ve hayvanat bahçelerinde efsane olarak anlatılan “ağaçkakanların kafataslarının içinde beyni şok darbelerinden koruyan bir mekanizma olduğu” iddiasını böylece çürüttüklerine inanıyor. Tabii bu ağaç kakma işi için geçerli… Eğer ağaçkakanlar kazara bir metal yüzeyi aynı şiddette delmeye kalkarlarsa onlar için pek iyi olmazmış.
Teknoloji: İki ucu keskin bıçak
İtiraf edeyim: Bu haber biraz korkutucu. Son zamanlarda yapay zeka teknolojisi kullanarak yeni ilaçlar keşfedildiğiyle ilgili yüzlerce haber bulmak mümkün. Araştırmacılar, aynı algoritmanın ufak bir değişiklikle kötü amaçlarla, sözgelimi “yeni kimyasal silahlar” için de kullanılabileceğini, gerçekten yeni kimyasal ajanlar icat ederek ispat ettiler! Nature'da yayımlanan makaleye göre, yapay zekanın 40 bin yeni kimyasal silah bulması sadece 6 saat sürmüş! Araştırmayla ilgili küçük detay şu: Yapay zeka ilaç araştırmalarında ölümcüllük dozu (LD) seviyesi bir sınır şartı olarak veriliyor. Neticede bulunan ilaç hedeflenen işe yaramasının yanısıra güvenle kullanılabilmesi için ölümcüllüğü düşük olmalı… Araştırmacıların tek yaptığı bu şartı tersine çevirmek olmuş (ölümcüllüğü yüksek ilaçlar üretmek) ve sonuçlara kendileri de şaşırmış çünkü eğitim setinde sinir gazları olmamasına rağmen bilinen, aşırı ölümcül sinir gazı VX gazı da yapay zekanın keşifleri arasında yer almış. Ve keşfedilen kimyasal ajanlar arasında daha kötüleri de var.
İşin kötüsü, kontrol mekanizması kurmanın imkansız olması. Bugün yapıldığı üzere uranyum çıkarma, nakil ve zenginleştirme faaliyetlerini izleyerek nükleer silahları denetim altına almak mümkün… Öyle merdiven altında yapılabilecek işler değil çünkü. Ama yapay zekayla yapılabilecek bu çalışmalar nasıl kontrol edilebilir?
Paylaşmasam olmaz
Kabak Kemane
Yaklaşık 10 ay önce ukdelerimden birini yerine getirdim ve bir kabak kemane aldım. Bugüne kadar bir kaç enstrüman çalma girişimim olmuş ama hiçbirinde ders almamıştım. Bunun hatalı bir yaklaşım olduğunu düşündüğüm için bu defa kursa gittim… Elbette daha yolun başındayım ama bu yolda ilerlemeye de kararlıyım… Her neyse.
Aşağıda sizlerle Uğur Önür'le yapılmış kısa bir röportaj paylaşıyorum. Röportaj içerisinde 2 eser de icra ediyor. Böylece sizleri hem Uğur Önür ile tanıştırmış olayım hem de pek güzel 2 türkü dinlemenize vesile olayım.
UĞUR  ÖNÜR - KABAK KEMANE (Halilim- Belin Başı)
UĞUR ÖNÜR - KABAK KEMANE (Halilim- Belin Başı)
Sussam gönül razı değil
Geçtiğimiz hafta eşimin “çocuk sonrası bel fıtığı” şikayetlerinden ötürü fizik tedavi ve rehabilitasyon muayenesine gittik. İsmi önemli değil; ama uzman hekim, bizim muayene sürecimizde ve tedavi önerilerinde bilimsel dışına çıkmamakla birlikte, kendi inanç dünyasında beni hayretlere düşürecek bir takım düşüncelere sahipti.
Örneğin bir arkadaşının manyetik alanla skolyozu tedavi edilebildiğine inanıyordu. Nasıl olduğunu sorduğumda bildiğimiz fiziksel dünya dışında bir manyetik alan tanımında bulunarak mesmerizm benzeri bir tedavi pratiği tarif etti ve aslında iki küçük mıknatısla bu meselelerin mucizevi şekilde hallolabildiğini iddia etti. Benim sözdebilim olarak nitelendirdiğim alanı “paramedikal uygulamalar” olarak tanımladıktan sonra “kanıta dayalı tıp” kavramınınsa sigorta şirketlerinin uydurduğu bir şey olduğunu iddia etti!
Amacım polemiğe girmek olmadığı için “madem öyle, arkadaşınız neden bedenin manyetik alanını ispat edip, üstüne bir de bunu kullanarak tedavi geliştirdiği için nobel tıp ödülü almıyor” diye sormadım… Eğer bizim tedavi sürecimiz için böyle önerilerde bulunsaydı kesinlikle yapardım herhalde…
Ama “insan gerçekten hayret ediyor!”.
Şu yüzden hayret ediyorum: Fizik tedavi ve rehabilitasyon, ortopedi gibi bölümler çok daha mekanik ilkelere bağlı. Neticede kaslar, kemikler üzerinde fiziksel kuvvetler etkili ve tedavi süreçleri de tamamen fizik prensipleri temelinde gerçekleşiyor. Bir tümörün küçülmesinde bilinmeyen pek çok mekanizma rol oynayabileceği için kanser tedavisinde spekülasyonların ortaya çıkması daha olağandır. Ama bir omurganın düzelmesi fiziksel bir olgudur. Enerjiyle, mesmerizmle omurga düzeliyorsa bu resmen gözlemlenebilir bir mucize demektir! Yani, onkoloji alanında, ya da beyin çok daha karmaşık olduğu için nöroloji alanında sözdebilimsel pratiklerin ortaya çıkmasını daha rahat anlayabiliyorum… Tesadüfi iyileşmeler, belirsizlikler, hastanın moral ve motivasyonuna bağlı değişiklikler -sanırım- etkili olabiliyordur. Hele “ağrı” gibi öznel deneyimler kesinlikle çok daha fazla psikolojik süreç içerebiliyor.
Ama skolyoz başta olmak üzere, tamamen mekanik bir konuda bu tür inançların nasıl ortaya çıkabildiğini anlamak zor. Belki ben -haliyle- uzman olmadığım için bir şeyleri kaçırıyorumdur…
Devamı...
Bir haftayı daha geride bıraktık! Yenisi yayımlandığı zaman bu bülteni e-posta olarak almak isterseniz şu formu kullanarak abone olabilirsiniz.
Elbette sevdikleriniz de okusun istiyorsanız, onlara da aynı tavsiyede bulunabilir ya da bu bülteni -e-posta ile aldıysanız- onlara iletebilirsiniz.
Hepinize iyi haftalar diliyorum.
Bu konuyu sevdin mi? Evet Hayır
Tevfik Uyar
Tevfik Uyar @tevfik_uyar

Bilim(+kurgu) Yazarı & Bilimsel Şüpheci, PhD. @HBT_Dergi @Yalansavar / @AcikBilim.

Abonelikten çıkmak için buraya tıkla.
Bu bülteni yönlendirirseniz ve beğenirseniz, abone olabilirsiniz: buraya.
Created with Revue by Twitter.
Istanbul