Profile bak

Gözden Kaçmasın #18

Tevfik Uyar
Tevfik Uyar
Oldukça yoğun geçen bir dönemdeyim. Hatta bu yoğunluğum 20 Ağustos'a kadar devam edecek… Öyle odaklanarak çalışmak zorunda kalıyorum ki, kimi zaman günleri unutuyorum. Geçen hafta bülten göndermediğimi fark ettiğimde günlerden pazartesiydi! O yüzden bülten abonelerinden beni affetmelerini istirham edeceğim :(
Herkese iyi haftalar.

Birkaç haber
Yapay parmak malzemeleri tanıyor
Çinli araştırmacıların geliştirdiği yapay parmak cam, silikon, ahşap gibi yaygın malzemeleri %90 başarıyla dokunarak tanıyabiliyor. Bu başarıyı malzemenin elektron kazanma/kaybetme davranışlarını ölçmesini sağlayan triboelektrik sensörlere borçlu. Birbirinden farklı plastik polimerlerden oluşan bu sensörlerin her biri yüzeyle farklı şekillerde etkileşim kurarak, malzemenin cinsini tayin edebiliyor.
Önemli ayrım ise şu: Yapay parmak bunu malzemeye zarar vermeden yapıyor. Çünkü bir robot el, hatta herhangi bir pres makinası da malzemenin mukavemet özelliklerini kullanarak onu tanımak üzere programlanabilir (cihazları sağlarsanız bunu hemen yapabilirim herhalde) ama tabii ki malzeme bu işlemden sonra “tanınmaz hale” gelir :)
Ölümden “dönmek”
Bu haberde bahsedilenler o kadar iyi ki, sonuçlarını teyit etmek için bir kaç kaynaktan daha okumak zorunda kaldım:
2019'da bir grup araştırmacı henüz ölen domuzların beyinlerini çıkararak kan benzeri oksijence zengin (ve bir takım ilaçlar içeren) sıvıda 6 saat tutmuş, beyin hücrelerindeki hasarlanmanın durduğunu ve hatta bazı beyin hücrelerinin bazı yaşamsal işlevlerini geri kazandığını tespit etmişti.
Şimdi aynı yöntem doğrudan “henüz ölen domuz bedenlerine” uygulanmış ve tüm yaşamsal organlarda hasarın azaldığı ve hatta bazı hücresel süreçlerin yeniden canlandığı tespit edilmiş.
Araştırmacılar -eğer yöntem mükemmelleştirilebilirse- bir gün kalp krizinden ölen birinin aradan uzun bir vakit geçse de geri döndürülebileceğine inanıyorlar.
Ancak şunu not etmekte fayda var: Öldüğü düşünülen domuzlar, kontrollü bir şekilde uyutulup, beyinden elektrik sinyaller alınamadığı noktada ölü kabul ediliyor… Bazı diğer bilim insanları bu durumun zerk edilen sölüsyon sıcaklığı ya da verilen anestetiklerden kaynaklandığını, bu çalışmada beyin ölümüne odaklanıldığını ama kalp ölümünün es geçildiğini, dolayısıyla zaten tam bir ölüm gerçekleşmemiş olabileceğini öne sürüyorlar.
Depresyon ve Serotonin ilişkisi için kanıt bulunamadı
Onlarca yıllık, on binlerce denek içeren çalışmaların sistematik gözden geçirmesini içeren araştırmada depresyonun serotonin seviyesinin düşüklüğünden ya da serotonin aktivitesinden kaynaklandığına ilişkin kanıt bulunamamış! Bu araştırma sonuçları oldukça popüler olan “kimyasal dengesizlik” teorisini çürütür nitelikte… Piyasadaki anti depresanların bu teori üzerine kurulu olması nedeniyle araştırmanın şiddetli tartışmaların fitilini ateşlediğini şimdiden söyleyebiliriz.
Paylaşmasam olmaz
Midjourney'de "Tevfik Uyar Rembrandt Style" sorgusu
Midjourney'de "Tevfik Uyar Rembrandt Style" sorgusu
Yapay zeka ve sanat
Yapay zeka sanat yapabilir mi? Bu konuyu Emre Yorgancıgil ile Yarından Hikayeler 3. bölümünde tartışmıştık.
Midjourney algoritmasının sanat yapıp yapmadığı elbette çetrefilli bir felsefe sorusu ve onun yanıtından emin değilim. Zaten sanatın ne olduğu konusunda ahkam kesecek kadar yetkin de hissetmiyorum kendimi… Ama -en azından sanat eserleri üreten birisi olarak- yukarıdaki resmin de kesinlikle bir “sanat eseri” olduğuna eminim.
Argümanımsa şu: Yukarıdaki resmi bir sergide sergilediğimizde hiç kimse onun bir sanat eseri olduğu konusunda soru işaretine sahip olmayacaktır.
Yapay zekanın sanatçılığına gelen itirazlar genelde sanatçıların eserlerine yansıttıkları yaşanmışlıklar, sanat eserinin değerinin sanatçının yaşamıyla ilişkili olduğu yönünde… Ama bu itiraz da tartışmayı tanım tartışmasına dönüştürüyor. Çünkü yukarıdaki eseri ziyaretçileri yanıltmak için “Ahmet Uzunkavak” adıyla sergilediğimde, yine kimsenin “Ahmet Uzunkavak” adlı hipotetik kişinin eserin üreticisi olduğundan ve yaptığı işin sanat olduğundan şüphesi olmayacaktır.
Bir diğer itiraz da yapay zekanın “sanat eseri üretiminde” diğer sanat eserlerini öğretme seti olarak kullanması, dolayısıyla “yaratıcılığın olmaması” ve “insanları taklit etmesi” üzerine… Ancak sanat üreten insanlar da bundan çok farklı değil aslında. İnsanlar başka eserlerden beslenip, sonrasında da bilincinde olmadıkları, içsel bir “varyasyon” ve “motivasyon” ile, ortaya kendi üsluplarını koyuyor olabilirler ancak yapay zekanın nöral ağlarının çıktısının da bu sürecin aynısı olmadığını iddia etmek çok zor. Yapay zekanın bunu çok çabuk yapması onun işinin değersiz görmemize neden oluyor ya da antroposantrik bakış açımız gerçeği kabul etmemizi engelliyor…
Turing testini daha evvel duymuşsunuzdur: Eğer yazılı bir diyalogda karşınızdakinin bilgisayar mı yoksa insan mı olduğunu ayırt edemiyorsanız, o bilgisayar Turing testini geçmiş demektir…
Aynı testi sanat eserlerine uyarlarsak, Midjourney bu testi muhakkak geçmez miydi?
Midjourney
Midjourney'i kullanmak için bir Discord hesabına ihtiyacınız var. Discord'ta Midjourney sunucusuna katıldıktan sonra “#newbie” kanallarında /imagine komutuyla istediğiniz anahtar kelimeleri giriyorsunuz.
Midjourney'den İstanbul konulu M. C. Escher resimleri
Midjourney'den İstanbul konulu M. C. Escher resimleri
Gördüğüm en iyi kamera şakalarından biri
“Doğaüstü güç” ile gerçekten karşılaşsanız tepkiniz ne olurdu? Aşağıdaki kamera şakası insanların hem korktukları hem de kendilerini izlemekten alamadıklarını gösteriyor. Bence yapılmış en iyi kamera şakalarından biri.
Telekinetic Coffee Shop Surprise
Telekinetic Coffee Shop Surprise
Mucize kısa tabirle “fizik yasalarının geçerli olmadığı olay” olarak tanımlanabilir. Aslında gerçek bir mucizeye hiç birimiz rastlamadık, çünkü gerçekte fizik yasaları asla geçersiz olmaz. Bu yüzden mucize gibi görünen olaylarla karşılaştığımızda (örneğin bir sihirbazlık gösterisi ya da görsel illüzyon) bir yandan şaşırırken -ya da korkarken- diğer yandan zihnimiz “yok ya, kesin başka bir şey var, ben yanlış gördüm” diyip olayı anlamlandırmaya ve merakla boşlukları doldurmaya çalışır (veya onu bir eğlence unsuru olarak kabul eder). Sanırım buradaki insanların tepkileri bu meraktan kaynaklanıyor…
Sussam gönül razı değil
Her konuda kamplaşmak…
Hemen her ortamda Türkçedeki “de” ve “da” bağlacının doğru yazımıyla ilgili bir tartışmaya rastlamak mümkün. Hem Safsatalar kitabımda, hem de Klikya Felsefe Dergisi'nde yayımlanan şu makalemde, -eğer konu cümleyi kuran kişinin dilbilgisi değilse- bu bağlaçları doğru yazmamaya yapılan tüm atıfların safsata olduğunu öne sürmüştüm.
Bir vesileyle 2021'de gerçekleştirilen 34. Dilbilim Kurultayı'nda sunulan bildirilerde tanıdık bir isim gördüm: Emre Yağlı. Dostluğumuz da bulunan ve birlikte de çalışmışlığımız olan Emre Yağlı, meslektaşı Emel Kökpınar Kaya ile birlikte “Bu Kural O Kadar Da Basit Değil”: dA ve -DA'nın Yazımı Üzerine Bir Dil İdeolojisi İncelemesi adlı çalışmalarını bildiri olarak sunmuşlar. Ekşi sözlük'te konuyla ilgili 1316 sözlük girisini inceledikleri çalışmada bu bağlaçlar üzerinden bir dil ideolojisi yürüterek kültür inşa ettiğimize yönelik bulgular ortaya konmuş. Tahmin de edeceğiniz üzere; bağlacın ayrılmasına önem verenler ayırmayanları cahil, gerizekalı, eğitimsiz bulurken, önem vermeyenlerse diğerlerini elitist ve züppe buluyorlar.
Devamı...
Bir haftayı daha geride bıraktık! Yenisi yayımlandığı zaman bu bülteni e-posta olarak almak isterseniz şu formu kullanarak abone olabilirsiniz.
Elbette sevdikleriniz de okusun istiyorsanız, onlara da aynı tavsiyede bulunabilir ya da bu bülteni -e-posta ile aldıysanız- onlara iletebilirsiniz.
Hepinize iyi haftalar diliyorum.
Bu konuyu sevdin mi? Evet Hayır
Tevfik Uyar
Tevfik Uyar @tevfik_uyar

Bilim(+kurgu) Yazarı & Bilimsel Şüpheci, PhD. @HBT_Dergi @Yalansavar / @AcikBilim.

Abonelikten çıkmak için buraya tıkla.
Bu bülteni yönlendirirseniz ve beğenirseniz, abone olabilirsiniz: buraya.
Created with Revue by Twitter.
Istanbul