Profile bak

Gözden Kaçmasın #3

Tevfik Uyar
Tevfik Uyar
Nihayet üçüncü bültendeyiz! Kendimi Açık Bilim'de aylık dergi hazırladığımız dönemdeymişim gibi hissettiğim için çok keyif alıyorum. Tabii o zaman 10'dan fazla yazar, oldukça yoğun içerikler hazırlıyorduk. Editör olarak tüm yazıları da tek tek okuyor, gerekirse düzeltiyordum. Bugünkü bilgi birikimimin büyük kısmını o günlere borçluyum. Tek tabanca olmakla, uyumlu çalışan bir ekip olmak elbette çok farklı. Yine de aynı heyecanı duyduğum için çok mutluyum.
Bu arada abone sayısı 500'e yaklaştı! Söz verdiğim üzere 300. abone benden bir kitap kazandı. Gizem Tekindur'a imzalı bir kitabımı bu hafta içi kargolayacağım :) 600 ve 900'e de herhalde bu hafta erişiriz diye düşünüyorum.
Herkese sağlıklı ve mutlu bir hafta dilerim.

Bilim & Eleştirel Düşünme
İnsafa gelen hırsız
2001 yılında fotoğraflama amacıyla Cambridge Üniversitesi kütüphanesinden kaybolan, doğabilimci Charles Darwin'e ait iki not defteri, kaybından 21 yıl sonra gizemli bir şekilde ortaya çıktı. İlk başta böyle bir olaya ihtimal vermeyen kütüphaneciler “muhtemelen yanlışlıkla başka bir yere kondu” diye düşünüyordu. Aradan geçen 20 yıl içerisinde milyonlarca kitap, harita, el yazması not defalarca tarandıktan sonra çalındığına kesin olarak kani olunan not defterleri için 2020'de Interpol aracılığıyla uluslararası soruşturma başlatıldı. Soruşturulmanın başlangıcından 15 ay sonra, geçtiğimiz hafta salı günü, not defterleri pembe bir çanta içerisinde kütüphaneye bırakıldı. Defterlerden biri Darwin'in meşhur “evrim ağacı” eskizini içerdiğinden özellikle kıymetli.
Bu arada… İster istemez şunu düşündüm: Biri farkında olmadan almış, unutmuş, soruşturma haberleriyle birlikte hatırlamış ve soruşturmadan da korktuğu için kimseyi uyandırmadan kapıya bırakmak istemiş olabilir mi acaba? Bu senaryo biraz zorlama ama mümkün.
Darwin'in evrim ağacı çizimi. Danel Arndt (CC BY-NC-SA 2.0) https://www.flickr.com/photos/ubermoogle/5751906886
Darwin'in evrim ağacı çizimi. Danel Arndt (CC BY-NC-SA 2.0) https://www.flickr.com/photos/ubermoogle/5751906886
Yılda 100.000 Mikro ve Nano Plastik!
Exposure and Health dergisinde yeni yayımlanan bir araştırma eğer pet şişelerden günde en az 1.5 litre su içiyorsanız yılda 100.000 mikro ve nanoplastik parçası içmiş olabileceğinizi ortaya koyuyor. Tanım olarak çapları 0.001 ila 5 mm olan plastiklere mikro, daha küçük olanlarına ise nanoplastik deniyor. Çoğunlukla da gözle görünmüyorlar. Daha önce başka bir çalışma mikro ve nanoplastiklere plasentada ve yenidoğanlarda da rastlandığını ortaya koymuştu (Mikroplastikler hakkında özet bilgi sunduğum Bilim Arası bölümü için buraya tıklayın).
Kaynak: Wikimedia (CC BY-SA 2.0)
Kaynak: Wikimedia (CC BY-SA 2.0)
Bazı balıklar toplama çıkarma yapabiliyor!
Nature'de yayımlanan yeni bir makale ciklet balığı ve vatozların toplama/çıkarma işlemi yapabildiğini iddia ediyor! Araştırmacıların kullandığı yöntem ise çok ilginç: Balıklara önce toplama ve çıkarmayla ilgili birer renk öğretiliyor. Örneğin bir resimde 4 adet mavi üçgen gösteriliyor (mavi, toplama yapmak demek). Sıradaki seferde de iki ayrı resim gösteriliyor: 3 adet mavi üçgen ve 5 adet mavi üçgen. 5 adet mavi üçgene yüzen balıklar yiyecekle ödüllendiriliyor. Aynı şeyi çıkarma işlemini temsil etmesi için sarı renk için de yapıyorlar ve nihayet balıklara toplama ve çıkarmanın bir renkle tespit edildiğini öğretmiş oluyorlar. Daha sonra deney aşamasında, daha önce öğrenme sürecinde hiç karşılaşmadıkları bir problemlerle yüzleştiriyorlar: 3+1 veya 3-1 gibi… Ve balıklar bu soruları da cevaplayabiliyor. Araştırmacılar balıkların bizlerde ve memelilerde bulunan neo korteksleri olmadığı için, ya da kuşlar gibi “yumurtalarını saymak” gibi bir ihtiyaçlar olmadığı için, böyle bir yeteneğe sahip olmalarını oldukça şaşırtıcı buluyorlar. Bu arada araştırmacılar balıkların resimlere yönelik bir koşullanma gerçekleştirmediğinden emin olmak için farklı geometrik şekiller kullanıyorlar.
Sussam gönül razı değil
Neden “cennetten arazi tapusu satmak” bir dolandırıcılık örneği olarak görülürken, “kuantum bilinçaltı temizliği” satmak görülmüyor ve hatta bir de “isteyen istediği eğitimi alır kardeşim size ne?” gibi bir gerekçeyle savunulabiliyor?
Bu konudaki savunma argümanları genelde “eğer kişiler kendilerini mutlu hissediyorlarsa kimse karışamaz” şeklinde… Ancak aynı argüman cennet arazisi satın alan kişi için de geçerli. Eminim o kişi de cennette tapulu bir yeri olduğu için aynı şekilde mutlu ve huzurlu olabilir. Demek ki kişinin mutluluğu meşruiyet için yeterli değil.
Belki ayrımı şöyle yapabiliriz: Birinin problemi ontolojikken (Cennet var mı? Varsa mülkiyeti düzenleyen bir otorite var mı? Olmayan arazi satılabilir mi?), diğeri daha epistemolojik duruyor (kuantum bilinçaltı temizliğinin iddiaları doğru mudur?). İkincisinin epistemolojik olması da göreciliğe kapı açıyor: “Belki insanlar buna inanıyor ve mutlu oluyor? Sanane?” gibi.
Cennetin somut bir mekan olmaması, orası için düzenlenmiş bir tapununsa kıymetli evrak olmaması, dolayısıyla bir “hayal” satıldığının net bir şekilde (tapu satın alanlar hariç) herkes tarafından anlaşılabiliyor olması. Oysa diğerinin de -bana göre- farkı yok ve bunun da bir hayali bir satış olduğunu uzmanlar ya da (fizikçiler, psikologlar vb.) bu konuda yeterince bilgili kişiler söyleyebilir.
Cennetten tapu satanların işin içinden sıyrılabileceği alternatif bir açıklamaları olmaması da onu suç olarak tanımlamayı kolaylaştırıyor olmalı. Oysa kuantum bilinçaltı temizliği veya bunun eğitimini satan bir kişi “ücretli konuşma yaptım, insanlar da bedelini ödeyerek dinlemeye geldiler” diyebilir. Hele ki bilet satışı için fatura da kesiliyorsa mali bakımdan da bir problem yok: Bedeli ödenen hizmet alıcıya teslim edilmiş… Ama diğerinde “arazi nerede?” sorunsalı var.
Ve tabii başka mevcut inançlara aykırılık…
Paylaşmasam olmaz
“Benim Çiftliğim Benim Ülkem”
Avustralya'da 1970 yılında Leonard Casey adında bir çiftçi buğday kotası getiren yasaya gıcık kapınca “benim çiftliğim benim ülkem! bağımsızlığımı ilan ediyorum (ama Kraliçe Elizabeth'e sadığım yanlış anlaşılmasın)” demiş ve Commonwealth'e (Kraliçeye) bağlı bir Hutt River Prensliği'ni ilan etmiş. 75 kilometrekarelik bir toprağa sahip olan “prenslik” 3 Ağustos 2020'de “dağılana” dek varlığını ve iddialarını sürdürmüş. Bittabi bu prensliği ne Avustralya, ne de Dünya'daki başka bir ülke tanımış.
Hutt River sınır kapısı (Wikimedia, CC BY-SA 3.0)
Hutt River sınır kapısı (Wikimedia, CC BY-SA 3.0)
İlginç olansa Hutt River'in (ya da daha doğrusu Leonard Casey'nin) gerçekten bu işi ciddiye almış olması. 2020 yılında dağılan prensliğin bayrağı, amblemi, milli marşı vardı. 2019 yılı nüfus sayımına göre 26 kişi olan vatandaşları için pasaport bastırmışlardı (hatta Almanya'da bir kişi Hutt Province diplomatik pasaportu kullanmaya kalkışınca tutuklanmıştı). 1 Avustralya dolarına denk olan kendilerine ait paraları da vardı ve üzerinde de kurucu Prens Leonard'ın resmi bulunuyordu.
1977 tarihli 50 cent'te ilk prens Leonard
1977 tarihli 50 cent'te ilk prens Leonard
Uzunca bir süre Hutt River epey turist çekmiş ve prenslik turizm ve “tarım ürünü ihracatı” sayesinde varlığını sürdürmüştü. Ocak 2017'de I. Leonard, görevden çekilerek “tahtını” en küçük oğlu I. Graeme'ye bırakmıştı. Aynı yılın Temmuz ayında kurulduğundan bu yana vergi ödemeyen -ki zaten bu amaçla kurulan- prensliğe Avustralya mahkemeleri vergi cezası göndermişti: Prens Leonard'a 2.7 milyon $, oğlu Arthur'a ise 242.000 $!
Avustralya'nın işi ciddiye aldığını ve mahkemelerin de kendilerine pek iltimas geçmeyeceğini anlayan prenslik egemenlik haklarından vazgeçerek 3 Ağustos 2020'de “dağıldı”.
Çiftlik de vergi borçlarına karşılık satıldı ve 50 yıllık serüven sona erdi.
Dünya'da bu tür daha pek çok ilginç ülke hikayeleri var. BBC'de 2015'te yayımlanan David Robson imzalı şu yazıda başkalarını da bulabilirsiniz.
Duyurular
BİSEP Bilim Projesi Yarışması
Çalışmalarında risk algısı, belirsizlik altında karar verme ve emniyet yönetimi konularına ağırlık veren ve ödüllü bilimkurgu öykülerine, beş adet yayımlanmış kitaba, dört adet de çeviriye sahip olan Dr. Tevfik Uyar, 4.BİSEP Proje Yarışması'nda konuşmacı olarak yer alacaktır. https://t.co/fiNpqcnpFU
16 Nisan'da BİSEP Bilim Projesi Yarışması'nda konuşmacı olarak yer alacağım. Muhtemelen o gün etkinlik sonrasında Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü civarlarında olacağım. Tüm dostları beklerim.
Devamı...
Yenisi yayımlandığı zaman bu bülteni e-posta olarak almak isterseniz şu formu kullanarak abone olabilirsiniz. Elbette sevdikleriniz de okusun istiyorsanız, onlara da aynı tavsiyede bulunabilir ya da bu bülteni -e-posta olarak aldıysanız- iletebilirsiniz.
Bu konuyu sevdin mi? Evet Hayır
Tevfik Uyar
Tevfik Uyar @tevfik_uyar

Bilim(+kurgu) Yazarı & Bilimsel Şüpheci, PhD. @HBT_Dergi @Yalansavar / @AcikBilim.

Abonelikten çıkmak için buraya tıkla.
Bu bülteni yönlendirirseniz ve beğenirseniz, abone olabilirsiniz: buraya.
Created with Revue by Twitter.
Istanbul