Profile bak

Gözden Kaçmasın #4

Tevfik Uyar
Tevfik Uyar
Dördüncü bültenden herkese merhaba! Umarım bu bültenle her hafta cumartesi günleri gözünüzden kaçmış olabilecek bazı haberleri sizlere sunabiliyor, ilginç bulduğum ve sizlerle de paylaştığım şeylerle de gönlünüzü, zihninizi zenginleştirebiliyorumdur.
Eğer böyle düşünüyorsanız yapmanızı istirham edeceğim tek şey başkalarının da faydalanması için bu bülteni paylaşmanızdır. Gelelim bu haftanın paylaşımlarına…

Bir kaç haber
Ingenuity'nin pervaneleri oldukça pes bir ses çıkarıyor.
Ingenuity'nin pervaneleri oldukça pes bir ses çıkarıyor.
Mars'ta iki farklı “ses hızı” var!
Ses hızı herhangi bir bozuntunun atmosferdeki yayılma hızıdır. Dünya'da bu hız 15 C'de yaklaşık 340 m/s'dir ve çok büyük ölçüde sıcaklığa bağlıdır (az miktarda da neme). Mars yüzeyindeki sıcaklık daha düşük olduğu için ses hızının orada daha düşük olması beklenir ki Perseverance'ın ilk ölçümlerine göre öyledir de: 250 m/s. Ancak araştırmacılar Mars'ta iki farklı ses hızı olduğunu keşfetmişler. Perseverance'ta iki adet mikrofon var: Biri görev aşamaları boyunca ölçüm yapan araç üzerindeki mikrofon. Diğeriyse gezegen yüzeyindeki kayalara lazer gönderip geri dönen sesi alan SuperCam cihazının mikrofonu. Araştırmacılar Perseverance'a ait Ingenuity adlı helikopterin SuperCam'den kaydedilen pervane sesini dinleyince bir sürprizle karşılaşıyorlar: Bu ses, lazer sesinden daha yavaş! (240 m/s). Yapılan analizlerden anlaşılıyor ki Mars atmosferi 240 hz. frekansından daha düşük sesleri (piyanonun orta Do notası) daha yavaş iletiyor: Sebebiyse Mars atmosferinin büyük ölçüde karbondioksitten oluşması ve karbondioksit moleküllerinin belli frekansın altındaki sesler için daha farklı bir davranış göstermesi.
Şizofreni Genetiği hakkındaki en geniş araştırma
Küresel ölçekte şizofreni psikiyatrik bozukluğuna sahip olan 76.755 birey ve 243.649 kontrol bireyiyle gerçekleştiren gelmiş geçmiş en geniş şizofreni araştırmasının sonuçları Nature'da yayımlandı. Sonuçlar insan genomunun 287 farklı bölgesinin şizofreniye katkıda bulunduğunu gösteriyor. Bu araştırmayla birlikte, oldukça geniş bir genetik varyasyona sahip olan şizofreninin daha çok sinirlerde ifade edilen genlerden kaynaklandığı da anlaşıldı.
Kıyı şehirleri batıyor! (İstanbul dahil)
Rhode Island üniversitesinden bir grup araştırmacı 2015-2020 yılları arasındaki uydu verilerini inceleyerek bazı kıyı şehirlerinin her yıl ortalama 5 cm'ye kadar battığını ortaya koydu. Evet yanlış duymadınız! Yer deforme oluyor ve şehirler batıyor! Dünya yüzeyinde mikrodalga sinyalleri gönderen ESA'nın Sentinel uydu verilerini kullanan araştırmacılar dönen sinyalin zamanlama ve yoğunluğunu analiz ederek zemin hakkında milimetrik hassasiyetle ölçüm yapabiliyorlar. Bu uydular 12 günde bir aynı konumdan geçtiği için de iyi bir zaman serisi elde ederek değişimi günlük olarak takip edebiliyorlar. Velhasıl, Tianjin (Çin), Karaçi (Pakistan), Manila (Filipinler) gibi şehirler en çok batanlar… Analiz edilen şehirlerden 33'üyse yılda santimetreden fazla batıyor! Bir yandan deniz seviyelerinin de yükseldiği düşünülürse; bu şehirler için tehlike çanları sanılandan erken çalacak demek. Bu arada makalede İstanbul'a ait sonuçlar da var. İstanbul'un bazı kısımları da senede 2 mm'den daha fazla batıyor (Makale bağlantısı).
Makaleden uyarlanmıştır.
Makaleden uyarlanmıştır.
Paylaşmasam olmaz
Karşılaştırmalı Uzay Gemileri
Şu web sitesinde başta Star Trek (Uzay Yolu) serisinde yer alanlar olmak üzere pek çok bilimkurgu yapıtındaki uzay gemilerine ait karşılaştırmalı infografikler var. Muazzam emek. Saygı duydum. Uzay operalarını seviyorsanız bunları da mutlaka seveceksiniz. Bir gün teknoloji çöker de WWW patlar diye arşivlemek lazım hatta. Aşağıya örneğini eklediğim grafikte Expanse'tan Rocinante ile günümüz teknolojisine ait bazı hava ve uzay araçlarını karşılaştırarak Roci'nin ebatı hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.
Karşılaştırmalı Küçük Gemiler
Karşılaştırmalı Küçük Gemiler
Mars'taki çocuk kolonisi???
Komplo teorisi kafasına bir kere girerseniz beyin kimyanızın bile bozulacağını çok kere söylemişimdir. Geçenlerde -haberim yoktu- 2017'de ciddi ciddi NASA'nın Mars'ta kaçırılan çocuklardan oluşan bir koloni kurduğunu ve 20 yıl sonra gidecek asıl koloniye kölelik yapacağının iddia edildiğini öğrendim. İddianın sahibi Donald Trump destekçisi bir eski CIA personeli Robert David Steele (rahmetli). Röportajı yapansa InfoWars'tan Alex Jones. InfoWars akla gelebilecek her türlü komplo teorisinin toplandığı bir yayın. Steele'nin bir zamanlar CIA çalışanı olması sebebiyle iddiayı bir an için ciddiye alasınız geldiyse eğer, hatırlatmakta fayda var: Kendisi de meşhur bir komplo teorisyeniydi. COVID-19'un da bir oyun olduğunu iddia eden ve pandeminin ne cafcaflı zamanlarında önlem almayan 69 yaşındaki Steele'nin ölüm sebebi maalesef COVID-19 oldu :/
Sussam gönül razı değil
Geride bıraktığımız hafta “Jüpiter-Neptün kavuşumu” olduğundan astroloji hesapları alarmdaydı. Bazı astrologların gerçekten de gök olaylarını sıkı takip ettiklerine, kendince tutarlı kaynaklardan beslendiklerine eminim. Diğerleri de popüler olanları takip edip kulağa hoş gelen, takipçilerinin duymak istediği bir şeyler söylediğine de eminim. Jüpiter-Neptün kavuşumunu hıdırellez gibi karşılayıp, “bugün dua günüdür! dilek günüdür! Şen olasın Jüpiter, şen olasın Neptün” tadında takılanlar çoğunluktaydı. Yıllarını astrolojiye veren astrologların dizlerini dövdüğünü hayal edebiliyorum.
Kavuşum denilen şey gökyüzündeki göreli konumlarının birbirine çok yaklaşması. Yoksa kavuşan bir şey yok elbette. Jüpiter ile Neptün arasındaki uzaklık Dünya'nın Güneşe olan uzaklığının 25 misli! O da eğer Güneş'in aynı tarafında olurlarsa. Yani aslında yörünge çapları arasındaki farktan bahsediyoruz. Bu mesafe genelde çok çok daha fazla yani.
Aşağıdaki resim uzaklıkları nispi olarak anlamaya yarıyor (gezegen büyüklükleri ihmal edilmeli elbette). Solda Güneş'in neredeyse dibinde yer alan dünyadan bakıldığında iki gezegenin gök haritasındaki izdüşümsel konumlarının birbirine yaklaşık olmasından başka bir şey değil.
Gezegenlerin birbirine olan uzaklıkları.
Gezegenlerin birbirine olan uzaklıkları.
Kavuşumlar Gezegenlerin nispi uzaklıklarını bilmeyen Babilliler için çok önemliydi tabii. O dönemde çıplak gözle görebildikleri gezegenleri (ve Güneş ile Ay'ı) tanrı addetmişlerdi. Takımyıldızlarına ise “ev” diyorlardı. Tanrıların buluşması elbette mühim bir olaydı. Hangi evde buluştukları da mühimdi. Babillilerdeki yaygın kehanet kültürü için bunlar heyecanlı, mistik ve müstesna olaylardı. Bu işler olduktan sonra gerçekleşen hadiseleri (savaş, suikast, kıtlık, sel, deprem vb.) tanrıların buluşmalarına bağladılar. Yazdıkları astroloji tabletlerinde de -doğal olarak- tam bir Post hoc ergo propter hoc (“Sonra oldu, demek ki ondan oldu!”) kafasıyla hareket ettiler.
Bugün çoğu astrolog astrolojinin bir “istatistik bilimi” olduğunu iddia eder ve bu bilgilerin binlerce yıllık “kadim bilgi” olduğunu öne sürerler. Bu kavuşumun Balık Burcunda olması 166 yılda bir oluyormuş. Her 1000 senede 6 defa olan bir olay. 166 yılda dünyada çok şey değişiyor. 3000 yıl dense, 18 defa gerçekleşmiş bir hadise. İddianın doğru olduğunu var saysak bile, sadece 18 kez gerçekleşmiş bir olay hakkındaki istatistik -ki bu bir kontrollü deney olmadığına göre, diğer bütün parametrelerin kontrol dışı olduğunu da göz önünde bulundurursak- bize ne anlatabilir ki?
Zaten Babillileri kehanet kültürleri konusunda ciddiye almak da hata olur. Babilliler “şekillerden gelecek okuma” işine fena halde takıktı. Gökyüzü tanrılarla ilişkili olduğundan önemli bulunmuş olsa da, baru denen rahiplerin esas işi soruları cevaplamak için hayvan kesmekti. Çünkü babilliler karaciğer ve akciğerdeki lekelenmelerin de geleceği anlattığına inanıyordu (gülmeden önce düşünün: Biri kahve içince küçücük fincanın dibinde kalan telvenin rassal örüntülerinden bir şey çıkacağına inandığınız bir dönem olmuş olmalı!). Aşağıdaki resim Babillilerden kalma bir karaciğer okuma rehberini gösteriyor (“Neredeki leke ne anlama gelir?”). Her şeyde bir hayır var. Astroloji değil de karaciğer falı tutmuş olsaydı astrologlara horoskop baktırmak yerine hepatoskopistlere ultrason baktıracaktınız.
British Museum'daki kil karaciğer tableti
British Museum'daki kil karaciğer tableti
Son olarak… Astrolojinin en zayıf yanlarından birini modern astronominin buluşları oluşturuyor bence. Babillilerin gözle görülen tanrılarından, yeni gezegenler, cüce gezegenler, kuşaklar, nebulalar, galaksiler derken geniş bir astronomi kataloğuna ulaştık. “Kadim bilgi(!)” kaynakları elbette bu yeni cisimlerden bahsetmiyor. Peki… Neptün'ün neyi temsil ettiğini ilk kim söyledi? Uranüs'ün kime nasıl işler yaptırdığını ortaya koyan ilk kişi kim? Keşfinin üzerinden 300 yıl geçmemiş bu cisimlerle ilgili ilk kanılara nasıl ulaşıldı? Plüton gezegendi… Şimdi değil… “Mühim değil; o yapay bir sınıflandırma” derseniz, Eris ve Ceres'e ne olacak? Biri daha yakın… Biriyse daha kütleli. Bilimsel bir makalede birikimli ilerleme dolayısıyla buluş ve fikirlerin izlerini geriye doğru sürebiliyoruz. Sözdebilimsel bir disiplin için elbette bu durum geçerli değil.
Peki Neptün'ü kim buldu? Bireylerde ve toplumlarda açıklanamayan olaylar gören astrolo…. Şaka şaka. 1781'de William Herschel Uranüs'ün hareketlerindeki anormalliklere bakarak orada başka bir gezegen olması gerektiğini düşündü. Daha sonra Le Verrier yerini tespit etti. Ve sonra Le Verrier fark etti ki, bu Neptün gezegeni öyle bir gezegen ki 2022'de Jüpiter ile kavuşup Türkiye'nin liman sayısının artmasını sağlayacak (!). Herschel bu gerçeği görememişti tabii :P
Duyurular
Bilimkurgu ile Popüler Edebiyat Kesişiminde: Çözülme | Bilimkurgu Kulübü
Devamı...
Yenisi yayımlandığı zaman bu bülteni e-posta olarak almak isterseniz şu formu kullanarak abone olabilirsiniz. Elbette sevdikleriniz de okusun istiyorsanız, onlara da aynı tavsiyede bulunabilir ya da bu bülteni -e-posta olarak aldıysanız- iletebilirsiniz. İyi haftalar.
Bu konuyu sevdin mi? Evet Hayır
Tevfik Uyar
Tevfik Uyar @tevfik_uyar

Bilim(+kurgu) Yazarı & Bilimsel Şüpheci, PhD. @HBT_Dergi @Yalansavar / @AcikBilim.

Abonelikten çıkmak için buraya tıkla.
Bu bülteni yönlendirirseniz ve beğenirseniz, abone olabilirsiniz: buraya.
Created with Revue by Twitter.
Istanbul